mutlu bi' blog... sevimli bi' blog.. sıradan bi' blog... asabi bi' blog.. hımm bi blog... eh bi' blog.. super bi' blog.. kısacası saadetli bi' blog..

29 Ekim 2014 Çarşamba

Merhaba..

Merhabalar,

Yaklaşık 2 sene olmasına rağmen bugün hala e-mailler alıyorum sizlerden.. Öncelikle çok teşekkür ederim.. Ancak artık blog yazmıyorum. Özelime ait yazı ve fotoğraflarımı da kopyalandığı için tek tek çıkarıyorum.

İletişimde kalmak ve takip etmek isterseniz;

istagram kullanıcı adım: saadetbdemir
mail adresim: saadetiblog@gmail.com

Sevgilerimle,

Saadet

12 Mayıs 2013 Pazar

Anneler Gününe Özel Minik bir hikaye...



Güzel bir hikaye okudum kısa bir süre önce.. Bu yazıyı bir yere not ettim ve bugün sanırım bu yazıyı paylaşmanın en doğru zamanı..

Bu minik hikaye kimin bilmiyorum..Fakat "Anne" nin belki binlerce kelimeyle tasvir edilebilecek anlamını tek bir kelimeyle ne kadar da güzel ifade etmiş.. kalemine sağlık..

Anneciğim anneler günün kutlu olsun..

Doğacak bebek doğumdan bir gün önce ''Allah'ım dünyaya geleceğim ve orada ne yapacağım bilmiyorum.'' diye seslenir..


Bir melek “Allah senin için bir melek yarattı ve o seninle ilgilenecek'' der..

Bebek “İnsanların dilini bilmiyorum.Onlarla nasıl anlasacagım,nasıl iletisim kuracagım?'' der..


Melek, “Senin için yarattılan o melek, sana onların dilini ögretecektır.” der..


Bebek,'' Duydugum kadarıyla dünyada çok kötülükler varmış.Onlarla nasıl basa çıkacagımı bılmıyorum.''

Melek, ”Senin için yarattıgım melek,seni canı pahasına kötülüklerden koruyacaktır..Merak etme.”

Derken melekler gelir ve dunyaya gıtme zamanının geldıgını soylerler…

Bebek, giderken sorar; ''Peki Allah'ın benim için yarattığı melegın adı ne, onu nasıl bulacağım ?' ' der


Melek, “Adının onemi yok; ama sen ona ANNE DİYECEKSİN!!!” der…

17 Nisan 2013 Çarşamba

Online Gıda İntoleras Mutfağı



İşte size yeni bir girişimcilik örneği daha.. Hem de sağlıklı olan cinsten :)


Sevgili arkadaşım Ebru ve bu yola başkoymuş arkadaşlarının bir projesi bu.

Evveliyatında ise Ebru'nun bir türlü kilo verememesi, verse de hemen geri alması yatıyordu. Vücudu her daim şişkindi, hatta kendi deyimiyle karnı bazı zamanlarda davul gibi oluyordu. Sonrasında "gıda intolerans testi" yaptırıyor. Meğer metabolizması bazı gıdaları yeterince sindiremediği için vücudun savunma sistemi devreye giriyormuş. Yani bu sebeple kilo alıyormuş. İşin kötüsü bu test sonucunda, mayalı yiyecekler olan peynir, yoğurt, sirkeyi ve hatta aynı zamanda marul ve mısırı da artık tüketmemesi gerektiğini öğreniyor.

Girişimcilik ise tam da burda başlıyor...

5 Nisan 2013 Cuma

Hamileyken Gece Kıyafeti Sendromu ....


Düğünümüzde bir çok anne adayımız vardı. Neredeyse hepsi son aylarında oldukları için davet ederken, aklımda inşallah sağlıkları yerinde olur ve yanımızda olabilirler diye düşündüm.

( Bizimle olduğunuz için tekrar çok teşekkür ederimmmm… Başak, Gülden, Itır, Candan ve Emine.. )

Fakat insanın başına gelince anlıyor ki; bir de bu işin kıyafet bulma tarafı var: ))) Şansıma bu sene bizim kabarık düğün sezonumuz benim doğumum sonrasına denk geliyor. Fakat önümüzde özel mi özel 2 davetimiz var. Sevgili dostlarımız Berrin&Bora ve Melike&Kürşat nişanlanıyor. Nişan tarihleri belli olunca benim de aklıma şu soru düştü.. Şimdi ben ne giyeceğimmmm ? ! ?

10 Şubat 2013 Pazar

İlk kanat çırpışları..

Evet sonunda beklenen oldu...Bu hafta karnımdaki ufaklığın hareketlerini ilk defa hissettim... Aslında ilk önce gaz olabilir mi bu acaba diye düşünmedim değil.  Fakat sonra bu kadarı da olamaz dedim: ) Tecrübeli annelerin de söylediği gibi aslında içerdeki hareket tam manasıyla bir kelebeğin kanat çırpması gibiydi..

6 Şubat 2013 Çarşamba

Biri Bizi Takip Ediyor ?!?


"Biri bizi gözetliyor"un bi' başka versiyonu olan "Biri bizi takip ediyor" yakın zamanda çoğu kişiyi tedirgin edecek cinsten..  Nasıl mı ?



Şu an test aşamasında olan yeni uygulama ile Facebook, tüm kullanıcılarının bulunduğu lokasyonu takip edebilecekmiş. Tamam..buraya kadarını anladık.. Gidişatından çok da tahmin edilemeyecek bir haber değil belki.. Fakat mühim olan sonrası..

Yeni uygulama ile; bulunduğunuz konuma yakın listenizdeki arkadaşlarınız da sizi takip edecek, hemen bulacak ve kolayca sosyalleşebileceksinizzzzzzz (!)  Aman aman ne güzel ..

Olayın ilginç tarafı ise;  söz konusu uygulamayı ayarlar menüsünden maalesef pasif hale getirip başımızdan atamamak olacak.. Eğer bu gerçekten bir şehir efsanesi değil ise, şimdiden sonuçlarını merak ediyorum doğrusu...




2 Şubat 2013 Cumartesi

Bay J ve Ferdi Özbeğen performansı...


Ferdi Özbeğen’in geçen pazar İzzet Çapa ile olan röportajını okuduktan sadece bir gün sonraki vefatı herkesi olduğu gibi beni de çok şaşırttı ve de üzdü. Nur içinde uyusun..

Müziği tarzımız olsun ya da olmasın, yaşça yetişebildiğimiz dönemin sanatçılarından Ferdi Özbeğen’in hepimiz mutlaka bir çok şarkısını mutlaka biliyoruzdur..O şarkılardan biri de kuşkusuz “Dilek Taşı”ydı. .

Aklıma geçen yaz Star’da yayınlanan ve her bölümünü kaçırmadan keyifle izlediğim “Benzemez kimse sana” programı geldi.. Bölümlerinden birinde Bay J’nin Ferdi Özbeğen’in Dilek taşı şarkısı ile olan muhteşem performansı vardı. Belki sanatçı o bölümü izlerken, bir şekilde hatırlanmasının mutluluğunu yaşamıştır..kim bilir..


İzlemeyen var ise mutlaka izleyin derim..

http://www.youtube.com/watch?v=dmXh7Q4eGF4


26 Ocak 2013 Cumartesi

30 and Black Party


İyi ki doğdun Boraaa !

Bugün yine bir kutlama yapacağız fakat benim elimde geçmiş doğumgününden kalma ve paylaşılmayı bekleyen öyle muhteşem fotoğraflar vardı ki , onların karanlıkta kalmasına katiyeeeen izin  veremezdim:)

Ayrıca yeni kutlamalara da fikir vereceğinden eminim !

23 Ocak 2013 Çarşamba

Yazmaya devam, çünkü hayat süprizlerle dolu...


Bu aralar duydukça gizliden gizliye mutlu olduğum cümlelerden biri "artık neden yazmıyorsun".. oluyor.. Her ne kadar "Ne biliyim yazacak birşey yok ki" gibi fazlaca hazır cevaplar versem de; nedeni aslında yazacak konumun olmamasından çok, hayatın bu aralar fazlasıyla yoğun, süprizlerle dolu ve -bi o kadar da keyifli olması! ..

Artık içim içime sığmıyor.. Mezacen değil.. Gerçekten öyle.!!!  Bugün itibariyle kocaman göbekli bir hatun olmaya doğru giden 4 buçuk ayım daha var dersem sanırım daha net olur:) Her çekilen mercimek tanesinden başlayarak tüm ultrasyon resimlerine dakikalarca bakarak aile bireylerine benzetmeye çalışmalarım var mesela (!) 

Hele ekranlarda sürekli dönen süt reklamlarındaki* kızı izlerken gözlerimin dolması nasıl bişey birisi lütfen anlatsın bana? "Büyüdüm büyüdüm bende anne oldum.. annemin gözünde hiç büyümedim.. annemin gözünde ben hep küçüktüm.. " İşte böyle bir hissiyatın içine giren ve normalde hiç de ağlak biri olmayan "ben"i, ben hayretler içinde izliyorum. Ve arkası yarın diyerek, bu macerada beni daha neler bekliyor acaba diyorum.. Bu hissetiklerimi unutmak hiç istemiyorum. Açıkçası da bu yüzden tekrar yazmaya karar verdim. Ne de olsa söz uçuyor yazı kalıyor demişler.. Dahası bir gün bizim ufaklığın bizimkiler eskiden neler yapıyormuş, bunları da hiç anlatmamışlardı diyip muzipçe okumasını hayal ediyorum...

Ayrıca bugün kandil; Allah dileyen, isteyen herkese evlat sevgisini yaşatsın inşallah..Herkese iyi kandiller !..

Son olarak;  evet yazılar çok birikti..  Hem de nasıl.. Parça parça gelecekler..Sonra bir de doğum izni denen bir nimet var ki, işte o zaman korkun benden diyorum:)


*Hangi reklam mıydı? Hatırlayalım
http://www.youtube.com/watch?v=mvEuIFTgPVc

24 Ekim 2012 Çarşamba

Paris yolcuları için..

K ardeşim Sedat'la yıllar sonra, evlilik hazırlıklarına henüz başlamamışken bu sefer 2 yetişkin olarak Paris'teydik. Kısa seyahatimizden döner dönmez başladım hevesle yazmaya..Ancak Fransa ile ilgili geçen yılın sonlarındaki malum durumlardan dolayı yazıyı bir türlü bitiremedim.. Açıkçası içimden de pek gelmedi.. En yakın zamanda yazıya kaldığım yerden tekrar başlayıp, paylaşacağım diye diye bugüne geldik..Ama Kurban bayramında gidecekler düşünerek çıkardım taslak yazımı ve karşınızda PARİS ! Diğer avrupa şehirlerinde olduğu gibi burada da en iyi arkadaşınız şemsiye.. Her an yağmur yağabilir, 5 dakika sonra da güneş açabilir. Bizim kadar şanslıysanız kış vakti bahar günlerini yaşarsınız belli mi olur?

9 Eylül 2012 Pazar

Orda bir "çiftlik" var uzaktaaaa !



Geçtiğimiz haftalarda öğle arasında iş yerindeki evli bayanlar arasında yaşanan klasik dialoglardan biri oldu. Pratik yemekler, ev alışverişi ve aldığımız ürünlerin ne kadar sağlıklı olduğuna dair süren bu sohbet artık ilgi alanımda ya; hemen kulak kabarttım. Sonrasında benim akıllı taze gelin arkadaşım Laçin alışverişini İpek Hanım’ın çiftliğinden yaptığını söyledi. İpek Hanım mı o kim? dedikten sonra başladı anlatmaya.. Meğer bu çiftik, semt pazarlarının tezgahlarını kapatmaya başladığı vakitlerde trafikte olan çalışan bayanların çoktaan efsanesi olmuş ve ulusal gazetelere haber olmuştu bile.

İstanbul’un karmaşasından bir gün tak edip kaçan Pınar Hanım'ın hikayesi aslında bu.. Bu kaçıştan sonra da kızı oluyor. Adı “İpek”. Nazilli’nin Ocaklı Köyünde bulunan çiftliğin isim sahibesi yani:) Kurduğu çiftlikte kendi ailesi için ürünler üretmeye başlıyor, yılladır marketten aldığı kırmızı şeylerin aslında gerçek bir domates ile alakası olmadığını anladığını görüyor. Ürettiğinin fazlasını İstanbul'daki arkadaşlarına kargolamaya başlıyor. Sonra ise bunu ticarete dönüştürme kararı veriyor. Bu arada Pınar Hanım ürünlerinin organik olarak tanımlanmasını istemiyor, çünkü ona göre “organik ürün” tuhaf bir sektörün etiketi olmuş durumda. Ve aslında Ege’nin köy ürünleri: zaten yüz yıllardır “organik”!

1 Eylül 2012 Cumartesi

Hadi İsmini Didikleeee !


isminididikle.com, pek çok kişi için gereksiz görünen ancak isimlere ait istatistiki bilgileri içeren bir site. İsminizi yazıyorsunuz hemen size Türkiye’de aynı isimde kaç kişi olduğunu ve yüzdelerini veriyor. Ayrıca isimlerin mors alfabesiyle, barkod ve işaret diliyle yazılışlarını da görebilirsiniz. Ne kadar doğru bilinmez ama aşağı yukarı doğruya yakın sonuçlar var gibi. Neyse çok ciddiye almadan biraz bakıp eğlenelim: )

24 Ağustos 2012 Cuma

Geç kalmış yazılar -1 : Alaçatı 'da bir "Tapu"



Aslında Çeşme’nin denizi bana göre fazlasıyla soğuk. “Soğuk” kelimesi az mı oldu diye düşündüm şimdi.. Evet  evet az geldi .. Kesinlikle buzzzz gibi !

Buna rağmen ne kadar işim olursa olsun, yaz geldimi bir cuma gününü haftasonuna bağlar, bi şekilde deli rüzgarına giderim. Bu yaz ise tercihimizi Alaçatı’nın merkezine yürüyerek 5dk. mesafede bulunan La Capria Suite Otel'den yana kullandık.. Otel, Sunday Times tarafından Avrupa’nın en heyacan verici otellerinden biri seçilmiş. Heyecan verici diyince insanın kafasında bayağ büyük bir beklenti oluştuğu muhakkak..Peki ya sonrası ?

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Sütümün Yarısı ..


10 ay büyüğüm..Üst kat komşum..

Amcamın küçük oğlu, kuzenim..

İlkokulu birlikte okuduğum.. Sabah kavga edip akşamına barıştığım, boyumdan büyük okul çantamı sırtında taşıttığım..

Henüz bebekken ganimetini paylaştığım.. Yani..sütünün yarısına el koyduğum; Kemal ...Baba oldu..

Gözümde "O" hala, apartmanın elektrik kablolarıyla ilgili hain planları olan, eski evimizin çatı katında "kuş kulübü" kuracağımız, birlikte sadece tadı güzel diye diye renkli vitamin haplarını mideye indirdigimiz ve her evden kırtasiyeye diye çıktığımızda bir minibüs tarafindan ezilme tehlikesi geçirip, eve hiç bir şey olmamış gibi geri döndüğümüz benim büyük süt kardeşim..

29 Temmuz 2012 Pazar

Kına Gecesinden...



Değişen ve gelişen yaşamlarımızda en önemli zenginlik, insanın kendi kültürel mirasını koruması ve bunu diğer kuşaklarına aktarması.. İnsanın köklerini unutmaması, geçmişten geleceğe inşaa edilen bir köprü gibi değil midir? Temelleri olan ve güçlü bir köprü.. Tıpkı, yüzyılı aşkındır göç eden ve halen aynı gelenek ve göreneklerini sürdüren Balkan/ Rumeli göçmenleri gibi.Bugün gıpta edilen bir çok gelenek aynı zamanda bir balkan-osmanlı sentezidir.. Osmanlı'nın adetleriyle bu kültür beslenmiş, yaşanmış ve yaşanmaya da devam ediyor...

Bunlardan biri de kına geceleri... Son yıllarda trend olduğu için yapılan bir eğlenceden ziyade, nesiller boyu uzanan bir ritüel olduğu için bizim için yeri çok farklı. İster bir bahçede, ister evde, ister herhangi bir salonda.. Nerde nasıl olduğunun öneminden çok; bu gece, imkanlar dahilinde en güzelini yapmak için kolların sıvandığı, yakın akraba ve dostlarla kutlanan gelinin düğünüdür.

Bende, bugünün yıllar sonra da koca bir tebesümle hatırlayacağımız bir anı olması için uğraştım...Üstünden çok az zaman geçmiş olsa da, şimdiden her aklıma geldiğinde mutlu olduğumu hissediyorum..

15 Temmuz 2012 Pazar

Biri "bekarlığa veda mı ediyorum" dedi?

 

(Biliyorum..Yazmak için çok geç kaldım fakat tam kaldığım yerden devam ediyorum !) 

Kına gecesinin ayrı bir yeri olduğu için, hazırlık aşaması da en az düğün kadar yorucuydu. İşte ben sonraki yazımda anlatacağım bu hazırlıklar için ciddi bir şekilde kafa yorarken, meğer birileri de benim bekarlığa veda gecem için haldır haldır uğraşıyor, ve o güzel kalpli birileri (??) bana hiç hissettirmeden hayatımın en güzel süprizlerinden birini yaşatmaya hazırlanıyormuş...

Nasıl mı?

26 Haziran 2012 Salı

Vitae Dergisi Dergisi' nde Ben...


Operasyonel işleyişin sürdürülmesini yönetiyor

İşletme-İktisat 2004 / TÜVTURK Operasyon Destek Müdürü
81 ilde sabit, 73 tane mobil istasyonda araç muayene hizmeti veren TÜVTÜRK AŞ’de işleticiler, istasyonlar ve genel müdürlük arasında köprü görevi görüyor.

Daha fazlası için : )

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Yemek mevzuuu: )

Bu ara stresliyim azcık, malum sürekli bir şeyleri yetiştirme telaşı.. Sonuçta herkes bu yollardan geçiyor ve bir şekilde de tamamlanıyor. Fakat bir stresim var ki o başlı başına bir mevzuu. Nedir peki o ? Tabii ki çalışan ve evlenmek üzere bir bayan olarak YEMEK YAPMAKKK..

25 Nisan 2012 Çarşamba

Mucize gibiydi..

Tanıştırayım sizi. Bizim pencerenin martısı. Her gün bir kez pencereyi tık tık tıklatır.. Açmassak kırana kadar ağaçkakan misali devam eder..  Her gün ama! istisnasız..

Bir kaç gündür yoktu kendileri.. Bende izinliyim, evde keyif yapıyorum. Gelse de bir kaç instagram fotoğrafı çekeyim diyorum..Annem ise bir yandan "gelmez artık..denizden getirdiği sulu gagasını pencerelere sürmeyince, camlar da artık temiz kalıcak, " derken, diğer yandan "nerde bizim aç kuşumuz" diye söyleniyordu..

Sonra kuş çıkageldi..Tıkkk tıkkk tıkkk.. Annem hemen kuru ekmekleri ıslattı, bıraktı pencerenin önüne. Bende yaklaştım anneme iyice, kaçıp uçmasın diye saklanarak hızlıca fotoğraflamaya çalışıyorum bembeyaz martıyı.. Umrunda değilim. Acıkmış belli ki. Yedi yedi yedi.. Bir süre sonra da gitti.

Geri geldiğinde ise gagasında kocaman bir şey getirmişti.. Gagasındaki deniz kabuğunu pencerinin önüne bırakınca inanamamıştık..O bir kaç dakika mucize gibi geldi. Martı, kendince "değer bildiğini" göstermişti..

Şimdi biri için kuş beyinli derken bir defa değil bin defa düşünmek lazım değil mi?.. Hele insanoğlu bu denli hayırsızken.. Böyle "vefa" yı görünce oturup düşünmek lazım kim kuş beyinli diye ..

Hadi bakalım fotoğraflarla martı ve deniz kabuğu..

12 Nisan 2012 Perşembe

Hadi canlanın..bugün Cuma :)




Evet Cuma günü oldu sonundaaa!
Kulaklıklarınızı takın, play, azcık ses ve şimdiden canlanalım : )
Bu aralar her dinlediğimde yerimde duramadığım şarkı..
Michel Pelo*'dan geliyor..
Şimdiden mutlu ve keyifli haftasonları olsun..

-*-Michel Pelo da kim??

Brezilyalı şarkıcı bir kaç aydır Ai si eu te pego şarkısıyla her yerde..
2012'nin Tiziano Ferro'su da deniliyor kendisi için.
1981 doğumlu ve klibinde de görüleceği üzere konserlerinde latin rüzgarı esiyorr..
Orjinal kadar güzel olmasa da şarkının İngilizce versiyonu olan "if i catch you" dinlemek için:



3 Nisan 2012 Salı

QB'den az sihir çok gerçek...

Kubilay Tuncer, yani "Kubilay Hoca" ile Bilgi Üniversitersi MBA programında tanışmıştım.. Kaos Yönetimi dersi öncesinde kulaktan kulağa "Biliyor musunuz, ayrıca sihirbazmış" cümlesi ile epeyce şaşırmıştım.. Hem illüzyonist hem öğretim görevlisii.. Hımmmm...

Dönem sonunda ise iyi ki almışım bu dersi demiştim.. ( Hocam, sahiden! artık not kaygısı yok nası olsa:)

Seneler sonra ise, bu defa Bir Zamanlar Anadolu filminde canlandırdığı otopsi memuru rolüyle bir kez daha şaşırtmışttı kendisi beni. (Bu arada QB'nin Sihir Show'unu 10 ve 24 Nisan tarihlerinde Hayalkahvesi Bistro'da izleyebilirsiniz.)

Bunları neden mi anlattım? Çünkü; Kubilay Tuncer benim de üyesi olduğum WWF'nin Dünya Saati adımına destek olarak bir sesleniş yapmış..  Bana da, eski bir öğrencisi olarak bunu paylaşmak düştü..




QB'nin  ulusa sesleniş videosu için;)


"Sihirbaz; sahnede sihirbazı oynayan bir aktördür"

1 Nisan 2012 Pazar

Vitrinlere cemre düşmüş bile..


İstanbul'a bahar bir türlü gelemedi ancak mağazalara cemre çoktaaan düştü.  Markalar bahar temalı vitrinleriyle, yurtdışındaki örneklerinden geri kalmayarak birer sanat köşesine dönüşmüş sanki. Biz müşterilere ise, hayranlıkla onları seyretmek düşüyor.. ( indirimler başlayınca da, mağazalara girmek düşecek bize :)  
 
Her sezon vitrinlerde yeni temalar yaratmak ve ürünleri layıkıyla sunabilemek, en az kreasyonları yaratmak kadar önemli .. Ünlü markalar da bu işi şansa bırakmıyor ve en iyi sanat direktörleri vitrinlerini tasarlamak için aylarca çalışıyorlar.

Ülkemiz üniversitelerinde bu konuyla ilgili bölümler açılmaya başlandı bile. Kısaca, bu işi meslek olarak seçenlerin giderek artması pek de şaşırtıcı değil.  Ve Fotoğraflarrrrr

27 Mart 2012 Salı

OGS geçişlerinde dikkat...

Bugün mail box'ıma düşen e-maili paylaşmak istiyorum öncelikle,


"Otoyollarda OGS gişelerinden geçiş hızı 30 km/h tir. Bu sınırlama bugüne kadar uygulanmıyordu. Ancak 01 Nisan 2012 tarihinden itibaren OGS gişelerinden 30 km/h ten daha hızlı geçilirse OGS okumayacak ve kaçak geçiş gibi işlem uygulanacaktır. Bu geçiş ise OGS' den tahsil edilmeyecek olup aşırı hız cezası kesilecektir.

Bu sebeple 01.04.2012 tarihinden itibaren OGS geçiş hızlarına uyulmalıdır."








E-mail'de paylaşılan bilginin kaynağına ulaşmaya çalıştıysam da bir türlü bulamadım.

Herbirimiz son yıllarda gişelere çarparak yaşanan bir çok kazaya tanık olmuşuzdur haberlerde, gazetelerde vs. Belki bu yeni uygulama ile işin içine ceza girince biraz caydırıcı olabilir.

Ancak, 30 km/h gibi fazlaca düşük bir hız limitinden daha makul bir hiz limiti olmak kaydıyla..Keza 30km/h limit ile, ilk başta köprü trafiğinin ne hale geleceğini tahmin etmek hiç de zor değil.. 

Son olarak, mailde belirtilen yürürlülük tarihinin 1 Nisan olması da düşündürücü  diyorum : )

5 Mart 2012 Pazartesi

Nedir bu Pinterest ?

Facebook, twitter, blogger, instagram derken yeni bir sosyal ağımız daha oldu:) İzninizle tanıştırayım sizi..Karşınızda Pinterest ! Peki nedir bu Pinterest?


Pinterest, görsel paylaşım sağlayan bir internet sitesi.. twitter ve facebook hesaplarınız ile entegre şekilde çalışıyor.


1 Mart 2012 Perşembe

Giyinme Odası üzerine...


Bu aralar ev tadilatı, dekorasyonu vs. işlerinin içindeyim..Bu süreçte eğer yoğun bir iş temposundaysanız, insan google ile fazlasıyla haşır neşir oluyor. Google seçim modunu görsel olarak ayarlayınca, işte karşınızda tüm dünyadan yüzlerce alternatif fikir.. (i love u google:)
 

15 Şubat 2012 Çarşamba

PASTICCINA ! ! ! ! !


Aslında ben, şeker hamurundan yapılan pastaları pek sevmezdim.
Çünkü; bu pastalar dışarıdan muhteşem görünürken, çoğunun içi kuru kekten ibaret oluyor.. 
Ancak; şimdi size bahsedeceğim pastalarda böyle kötü bir sürpriz yok..
İçi ıslak, yani pasta gibi pasta ! 
Dışı da sanat eseri gibi..
Eee daha ne olsun: )

14 Şubat 2012 Salı

Aşk Kliniği ?!?


Dün akşam İstinyePark’a uğradık. O da ne ! İçerdeki meydanda bir sürü hemşire, serum şişeleri ve bi-dolu da ilaç kutusu. Yaklaştım haliyle meraktan...Karşımdaki yazıyı anlamakta açıkçası güçlük çektim:             Aşk Kliniği !?

5 Şubat 2012 Pazar

İstanbul Mobilya Fuarından İzlenimler..



Bu yıl 8.'si düzenlenen İstanbul Mobilya Fuarını gezmek için CNR'daydık. Fuarda adını bilmediğimiz onlarca mobilya üreticisinin yanı sıra, mobilya devlerinin gövde gösterisini andıran dev standlarını hızlıca gezmeye çalıştık. "Çalıştık" diyorum çünkü fuar gerçekten de çok kalabalıktı..

Öyle ki; sayısını sonradan öğrendiğim üzere tam 29 ülkeden gelen alım heyetleri her bir noktadaydı sanki.. Tabii Ortadoğu ülkelerinden gelenler çoğunluktaydı. Hatta çok ilginçtir; bir kaç mobilya markasının oturma gruplarının önündeki plazma TV'lerde sürekli olarak "Aşk-ı  Memnu" ve " Gümüş" gibi diziler oynatılıyordu:)

Sadece mobilyalardaki son trendler hakkında fikir edinmek isteyen biri olarak, Türk mobilya sektörünün bulunduğu konumu görmek beni çok sevindirdi.. Ancak; bunda üretim kalitesinin yanı sıra genç tasarımcıların giderek artmasının da büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

İşte gözüme takılanlar ve fotoğraflarını çekebildiklerim: )

27 Ocak 2012 Cuma

Ben asıl buna "kar" derim !


Yıl 1929; İstanbul..
O yıl İstanbul’da 55 gün boyunca kara kış hiç dur durak bilmemiş. Yazılanlar o ki; kar kalınlığı 3 metreyi bulmuş, kurtlar şehre inmiş, denizde fırtına ile savrulan gemiler kıyıdaki evleri yıkmış.. İnsanlar boğazın en dar yerlerinden deniz üzerinden yürüyerek karşı yakaya geçebilmişler.  Şehir suyu şebekesi dahi donmuş..

Daha neler neler.. İşte İstanbul'un en kara kışlarından biri böyle yaşanmış..

18 Ocak 2012 Çarşamba

"Acaba yarın sabah uyanabilecek miyim? "



Karın yağması bizler için ne kadar sevinç kaynağı ise, bazılar için maalesef “hayati” önem taşıyor.. Hayati derken, gerçekten de hayatlarıyla ölçülecek kadar ..

Sokakta yaşayan yüzlerce insan var, bildiğimiz ya da bilmediğimiz…Gördüğümüz ya da gözümüzü kaçırdığımız. Ve çoğumuz muhakkak gazetelerde rastlamıştır şöyle bir habere:
"Bir vatandaşımız soğukta donarak öldü"

Bunun önlenmesi için yapmamız gereken tek şey sadece telefon etmek ve o kişinin bulunduğu yeri söylemek.. O tek bir telefonun ardından, ilgili ekipler hemen bu kişinin bulunduğu yere giderek onu Tarabya’daki Metin Oktay Spor Kompleksi’ne götürecek..Sıcak bir yatak, bir kaşık çorba ve sabah uyanacağını bilmek.. İşte bunlar var orada..

Her ne kadar geçici bir çözüm olsa da, en azından Mart ayı sonuna kadar “hayati bir dertleri olmayacaklarını bilmek bilmek bile güzel..

AKOM: 444 2 566
İBB Beyaz Masa: 153
Zabıta: 0 212 521 84 65


Arkadaşım Çiler’e yaptığı bu anlamlı hatırlatma için teşekkürler...

8 Ocak 2012 Pazar

Bvlgari'den Maden Suyu Şişesine Gerdanlık


Missoni'nin geçen yıl tasarladığı İtalya'nın yaklaşık 750 yıllık maden suyu markası S.Pellegrino,  bu yılda Bvlgari'nin tasarımıyla karşımızda.. 


S.Pellegrino şişesinin Bvlgari mücevherleriyle süslenmiş bu şekli, İtalyan markalarının ihtişamını bence fazlasıyla yansıtıyor. Aslında amaç da zaten İtalyan markaları arasında sinerji yaratarak, yine Made in İtaly kelimesini öne çıkarmak.

Bu şişeden tüm dünyada 50 milyon adet üretilmiş. Marka iş birliklerini seven ve de koleksiyonuna katmak isteyenler için S. Pelligrino Sparkles with Bvlgari Harvey Nichols Mağazalarında halen satışta..

Neden S. Pellegrino dünyada bu kadar ünlü?


Ünlü gastronomi uzmanları tarafından söylenen o ki, bir şarap ya da yemek tadıldıktan sonra Pellegrino su içildiğinde ağızdaki tadı sıfırlıyor ve böylece tek tek tüm tadların alınabilmesini sağlıyor. 


Bunlar da geçen yıl ki "S. Pellegrino meets Missoni" şişeleri

1 Ocak 2012 Pazar

Yeni bir yıl; hayatın çimdiklerinden biri...

Bence yeni bir yıla girmek, hayatın "çimdiklerinden biri" . Ne demek şimdi bu diyorsun muhtemelen.

Çimdik diyor ki; 1 yıl daha geçti, istersen daha açık olalım, diyorum ki; hayatından tam tamına 365 gün daha geçti. Ömür böyle geçip gidecek istesen de istemesen de..
Çimdik diyor ki: Şükret sahip oldukların için ve etrafına bir kez de bu gözlerle bir bak..
Çimdik diyor ki: Daha fazlasını mı istiyorsun? o zaman daha istikarlı ol, daha sağlam ol
Çimdik diyor ki: Doğrularının arkasında dur, bırak kim ne derse desin..
Çimdik diyor ki: Ama şanslısın, çünkü hala istediklerini yapma şansın olduğun bir ömrün var.. Geçmiş olana değil önündekine bak...

Tüm sevdiklerime, sevenlerime ve tüm güzel kalpli insanlara;  mutluluk, sağlık, barış, bol bereket ve en önemlisi "huzurrrrr" dolu bir yıl diliyorum..

25 Aralık 2011 Pazar

2012 yaklaşırken ordan burdan...


2012 yaklaşıyor.. Her yer rengareeenk.. Alışveriş merkezleri ise açık ara önde, her biri birbirinden süslü ve gösterişli. Yukarıdaki fotoğrafı, yakında metrekaresine 1 Avm düşmesi beklenen güzel ülkemin ilk AVM'si Galeria'da çektim. Karlar üzerindeki penguenler o kadar sevimliydi ki, bu yılbaşının favorisi burasıydı benim için..



Tabi evlerin pencelerinden kendini gösteren, mütevazi ama ışıl ışıl ağaçları unutmayalım. Bu yüzden, yeni yıl zamanı evlere bakına bakına yürümeyi çok seviyorum :) Her ne kadar  çoğu kişiye göre bize ait bir gelenek olmasa da; yılbaşı ruhunu yansıtıyor ve  insanı gülümsetiyor . Önemli olan da bu değil mi ? gülümseyebilmek..tek ihtiyacımız olan. 
Yilbaşı ruhu dedim de, bunu paylaşmadan edemeyeceğim :) Geçen hafta, kuzenim Yasemin ve küçük kızı Ceren bir alışveriş merkezinde gezinirken, bizim ufaklık yılbaşı ağacının tam karşısında durup “anneciğim ne güzel dimi? noel ruhunu yaşıyoruz” demiş.. Annesi önce, bizim kız noel ruhunu acaba hangi filmden öğrendi diye kalakalmış ama hemen toparlamış ve “kızım biz de noel yok ki, biz yeni bir senenin gelişini kutluyoruz” demiş. Bizim ufaklık da annesinin kızı ya, “Peki anne, o zaman artık Noel baba’ya da Yılbaşı baba diyelim isterseeeen” demiş.Yeni nesil geliyor hem de nasıl :)

Bu arada; "çılgın","muhteşem","sadece bu güne özel", "24.00'e kadar","%80'e varan" yılbaşı indirimleri her yerde başlamış. "Mış" diyorum çünkü adını bilip bilmediğim bir sürü mağazadan cep telefonuma mesaj yağıyor. Nefret ediyorum bu msglardan...hiç olmayacak vakitte dııttt dıııttt dıııttt !... Nasıl engellenir de bilmiyorum.. Fikri olan?

Son olarak, şirkette yılbaşı çekilişi yapıldı ve ben hala çıkıp bir şey alamadım :( Kelin ilacı olsa kendi başına sürermiş demeyin, internetten bulduklarıma bi'göz atın.   

Tantitoni'yi seviyorum.. genç ve farklı bir tarzı var

Bereket narları ve elma şeklindeki mumlar stil sahibi evler için ideal bir seçim...(hatta elmaya bayıldım)  www.beymen.com/


Çocuk kıyafetleri arıyorsanız, Us Moda’da indirim başlamış:


Bu fincan da çok sevimli; Porland'dan. Bence marka olumlu bir uyanış içerisinde..


Araba şeklindeki mouse'lar da havalı :) Google yapın, karşınıza onlarcası çıkıyor..


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...